Panel: Şehircilik ve Ulaşım Planlama

Şehircilik ve Ulaşım Planlama

ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği’nin PLANEVİ ŞEHİRCİLİK PLANLAMA ana sponsorluğunda yürüttüğü, “Sektör İncelemeleri: Şehircilik ve Kent Mimarisi” başlıklı çalışmaların üçüncü ve son oturumu 4 Nisan 2013 Perşembe akşamı ODTÜ Vişnelik Tesislerinde gerçekleştirildi. “ŞEHİRCİLİK ve ULAŞIM PLANLAMA” başlıklı panele Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü öğretim üyesi Doç.Dr.Kübra Cihangir ÇAMUR, Şehir Y. Plancısı, Mimar ve Ulaşım Plancısı  Erhan Öncü, Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümü öğretim üyeleri Prof.Dr.Şükran Şahin, Prof.Dr. Halim Perçin ve Yrd.Doç.Dr. Ekrem Kurum konuşmacı olarak katıldılar. Ayrıca konuklar arasında yer alan Trafikten Sorumlu Ankara İl Emniyet Müdür Yrd. Murat Şahin ve TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Destek Grubu (KAMAG) Yürütme Komitesi Sekreteri Mustafa Ay kısa bir konuşma gerçekleştirdi. ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği yönetici ve üyelerinin, Ankara’daki Malatyalı bürokratların, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin, mühendislerin ve ilgili bölümlerdeki öğrencilerin de katıldığı panel öncesinde ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Talha Torun tarafından dernek hakkında bilgiler verildi ve dernek ile ilgili kısa tanıtım filminin gösterimi gerçekleştirildi.

Panelde oturum başkanlığını ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama bölümü mezunu ve halen Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölümü öğretim üyesi olan Doç.Dr.Kübra Cihangir ÇAMUR üstlendi. Panelin açılış konuşması “Planlı Gelişme , Kentsel Kimlik, Kentsel Servisler ve Kentsel Standartlar” başlıklı sunumuyla Doç.Dr.Çamur tarafından gerçekleştirildi.  Planlamayı gelecek için karar verme olarak tanımlayan Doç.Dr.Çamur, “Mevcut problemleri günümüzden ileriye doğru hareket ederek nasıl çözebiliriz sorusuna yanıt arıyoruz ve bunu rasyonel bir sistematik içinde yapmaya çalışıyoruz. Bu anlamda problemin tanımlanması ve analizi, çözümlenmesi çok büyük önem taşıyor” dedi.  Kentlerin kontrolsüz bir şekilde hızlı biçimde büyümesiyle sorunların ortaya çıktığını belirten Doç.Dr.Çamur böylece sağlıksız kentlerin oluştuğuna dikkat çekti.

“Planlamanın en önemli içerik bileşenini kamu yararı oluşturuyor” diyen Doç.Dr.Çamur, “ Biz plancılar olarak bireysel çıkarlar bir tarafta, toplumun ortak çıkarı kamu yararı dediğimiz çıkarlar bir tarafta olmak üzere eğitim aldık” şeklinde konuştu. Planlamanın müdahale demek olduğunu belirten Doç.Dr Çamur, piyasanın ise müdahaleden hoşlanmayan bir alan olduğuna vurgu yaptı. “Hiçbir zaman plancıların söyledikleriyle sistemin beklentileri çakışmadı” diyen Doç.Dr.Çamur, bu durumun planlamanın sürecin arkasında koşturan bir rolde kalmasına neden olduğunu sözlerine ekledi.  Bunun sonucunda kentlerin kimliksiz olması, kentlerin hepsinin birbirine benzer yapıda olması durumunun ortaya çıktığını belirten Doç.Dr.Çamur, ”Özellikle 1960lardan sonra ortaya çıkan imar sistemi ile patates damgası şeklinde kentlerin ortaya çıkmasında bu sistemin o hiyerarşik yapısının en üstten en aşağıya kadar bir takım bileşenleri içermemesinde bulabiliyoruz” şeklinde konuştu.

Ardından sözü ODTÜ’den 1973 yılında  mimar, 1979 yılında Şehir Y. Plancısı olarak mezun olan Erhan Öncü aldı. Ayrıca 2009-2010 yılları arasında Malatya’nın kentiçi ulaşım ve trafik planları ve etütlerini de yapan Öncü, “Ben Malatyalı değilim ancak Malatya’nın planlamasını yaparken kenti bütün sokaklarıyla, bütün kentsel ilişkileriyle tanıma fırsatı buldum” diyerek sunumuna başladı. Sunumunda; kentlerde ulaşım ilişkisi, ulaşım planlama süreci ve ulaşım türlerinden bahsedeceğini söyleyen Öncü son olarak Malatya’nın kent içi ulaşım projelerine dikkat çekeceğini belirtti.  Kentlerin canlı birer mekanizma olduğunu söyleyen Öncü,  sabahları çevreden merkeze doğru sürekli bir hareketliliğin olduğuna dikkat çekti. Sabah işe gidiş saatlerinde, akşam ise eve dönüş saatlerinde çevreden merkeze ve merkezden çevreye doğru bir hareketliliğin olduğunu belirten Öncü bu sürelerde trafikte zirve saatlerin oluştuğuna dikkat çekti. Planlamayı yaparken sabah zirvesi ve akşam zirvesindeki yoğunluğa göre planlama yapmak zorunda olduklarını söyleyen Öncü, “Gidiş ve dönüş yönlerini dikkate aldığımızda günün 48 saatlik diliminde ulaşım altyapısı yalnızca 2 saat verimli çalışabilmekte, geri kalan saatlerde atıl durumda kalmaktadır. Dolayısıyla biz bu iki saati çok iyi hesap etmeliyiz ve olabildiğince bu saatleri güne yaymalıyız ve aşırı kapasite yaratmamalıyız” şeklinde konuştu.

Ulaşım Plancısı Erhan Öncü’nün sunumunun tamamı:

“Ulaşım planlama süreçleri Türkiye’de raylı sitemlerin yapılma ihtiyaçları ile ortaya çıktı” diyen Öncü “Belediyeler raylı sistem yapma çabası içine girince Ulaştırma Bakanlığı bunun bir denetim altına alınması gerektiğine karar verdi” dedi.  Bir kentin ulaşım ana planı hazırlanırken ya da bir raylı sistem etüdü yapılırken; kentle ilgili mevcut bilgilerin toplanması, kentle ilgili bütün demografik, fiziki veriler, bütün planlama verileri, kentin ekonomisi, sosyal verileri, yaşayışı gibi bilgilerin ışığında ,bazı özel yazılımlar kullanılarak, kentin ulaşım talep tahmin modelinin hazırlandığını açıkladı. Öncü, bu yapılan tahmin modelleri kullanılarak ulaşım ana planını oluşturduğunu ve bu planlar sayesinde kentin 30 yıl içerisinde ulaşım ihtiyaçlarının belirlenebileceğini sözlerine ekledi.

Planlamalar yapılırken en önemli aşamanın ulaşım türlerinin seçimi olduğuna dikkat çeken Öncü, kent içi ulaşım türlerini yaya, bisiklet, taksi, servis aracı, taksi dolmuş,minibüs ve otobüs olarak sınıflandırdı.  “Otobüsler farklı kriterlere göre gruplandırılabiliyor” diyen Öncü, “Büyüklüklerine göre midibüsler, standart büyüklükteki (12 metrelik) otobüsler, körüklüler, çift körüklüler,  çift katlılar şeklinde sıralayabiliriz” dedi. “İşleticisinin niteliğine göre kurumsal mı, özel işletici mi, özel ise kurumsal mı bireysel mi” diye farklılaştırılabileceğine dikkat çekti.

Bir başka sınıflandırma ölçütü olarak kullanılan enerji biçimini gösteren Öncü,  troleybüs örneğini açıkladı. “Troleybüsler Ankara’da, İstanbul’da ve İzmir’de daha önceki yıllarda işletilen araçlardır. Şu anda da Trambüs diye önümüze yeni bir şey gibi getirilen şeyler aslında Troleybüslerdir, farklı bir şey değildir” dedi.  Troleybüslerin verimli elektrik enerjisini kullandığını ve çevreci olduğunu belirten Öncü ancak troleybüslerin kabloya bağlılığı nedeniyle sorunlar yaşandığı ve trafikte tıkandığını, yüksek altyapı maliyeti gerektirdiğini sözlerine ekledi. Doğalgaz ile çalışan otobüslerin varlığından bahseden Öncü “Günümüzün tercihi elektrikli otobüslerdir” dedi. Bu otobüslerin akşamları üç saatlik dolumun ardından ertesi gün 400 km gidecek kadar akülerine elektrik depolayabildiklerini açıklayan Öncü, “Gece şarj edilerek gün boyu hizmet edebiliyorlar”dedi. Bu uygulamanın hızla geliştiğini sözlerine ekleyen Öncü bu konuda çalışan bir Çinli firmanın Avrupa kentlerinden sonra yakın zamanda Türkiye piyasasına gireceğini belirtti.  Elektrikli otobüslerin dışında hibrit otobüslerin varlığından bahseden Öncü, bu otobüslerin dizel veya doğal gaz motorlu olup ağırlıkla elektriği kullandığını sözlerine ekledi.  Bunların haricinde hidrojenle yani suyla çalışan otobüsler olduğunu söyleyen Öncü bu otobüslerin şu an için çok pahalı olduğunu dile getirdi.

Otobüslerdeki son sınıflandırma grubunun ise trafik içindeki önceliklere ilişkin yapıldığını belirten Öncü, bu çeşitliliği; yola çizgi çizilip “otobüs şeridi” olarak kullanılması belirtilen, yolda küçük fiziksel engellerle (veya bariyerlerle) diğer taşıtlardan ayrılan “otobüs yolları” oluşturulması, sadece otobüslerin girip çıkamayacağı “kılavuzlu otobüs yolları” ve metrobüs denilen sadece otobüse ayrılmış yollarda raylı sisteme benzer koşullarda işletilmesi olarak açıkladı. Metrobüs kavramının yanlış anlaşıldığına dikkat çeken Öncü,” Metrobüslerin temel prensibi raylı sistem gibi düşünüp, raylı sistem gibi tasarlanması ama lastik tekerlekli araç işletmek” olduğunu sözlerine ekledi.  Bir metrobüs hattının bir metro ya da hafif raylı sistem hattından hiçbir farkı olmadığını söyleyen Öncü, ”Metrobüsün farkı; bir raylı sistemin beşte biri kadar, yedide biri kadar maliyetle aynı kapasiteyi sağlayabilmesidir” dedi.  Raylı sistemler içinde yer alan tramvay örneğine de değinen Öncü tramvayların otobüsün daha irisi olup, 130-200 kişi taşıma kapasitesinde hizmet verdiğini sözlerine eklemiştir.  Ön metro, hafif metro örneklerine değinen Öncü Ankara’da bulunan Ankaray, Adana metrosu ve İzmir metrosunun bu sınıflandırma içerisinde yer aldığını söyledi. Bu araçların sık sık yer altına girebildiğini ve bir saatte bir yönde 20-30 bin yolcu taşıma kapasitesi olduğunu belirtti.  “Metrolar ise bir trende, bir dizide 800-1000 kişiye kadar taşıyabilen araçlardır” diyen Öncü bu araçların çok yüksek teknolojiye sahip olduğunu ve 90 dakika arayla tren işletilerek saatte bir yönde 60-70  bin kişi taşıyabileceğini sözlerine ekledi. Ardından banliyö trenler üzerine konuşan Öncü,” Bunların temel özelliği seyrek duraklı, yüksek hızlı işletilmeleridir” dedi.

Monoraylar hakkında bilgi veren Öncü monorayların kent içinde az yer kapladığı iddia edilse de istasyon ve depo alanlarının çok fazla yer kapladığına, trafoları ve binalarıyla görüntü  kirliliği oluşturduğuna değindi. Ayrıca monorayların otobüs kapasitesinde, metro maliyetinde ve görsel ve çevresel nitelikleri çok kötü araçlar olduğunu vurguladı. Son olarak teleferikleri; işletmesi zor ve riskli, kapasitesi düşük araçlar olarak tanımlayan Öncü teleferiklerin çok pahalı yapılar olduğunu dile getirdi. Ancak çok özel koşullarda, çok özel durumlarda başka bir ulaşım aracı ile ulaşılamıyorsa tercih edilebileceğini sözlerine ekledi. Raylı sisteme doğru gidişte otobüslerin ilginç bir gelişim gösterdiğini söyleyen Öncü otobüsün dönüşümü hakkında da açıklamalarda bulundu. Otobüslerin şehir içi trafikte sıkışıp kalmasını önlemek için pek çok önlem getirildiğini belirten Öncü öncelikle ayrılmış şeritlerin yapılması gerektiğini, ardından fiziksel olarak tamamen otobüslere yol ayrılması gerektiğini, son olarak metrobüs tarzı denilen, araçların girmediği kapalı yolların yapılabileceği, ön ödeme/eşdüzey platform gibi raylı sistemlerde olan düzenlemelerle otobüslerin kapasitesinin geliştirilebileceğini savundu. “Bugün İstanbul’daki metrobüs ile bizim yaptığımız sayımlara göre saatte 22 bin, Belediyenin kendi yaptığı sayımlara göre ise saatte 27 bin kişi bir şeritten taşınabiliyor” dedi.  Bu Bogota’daki Trans Milenio metrobüs yolunda, duraklarda ve sistemin bazı kesitlerinde dört şeritli yollara ayrıldığını ve bu sayede saatte bir yönde 48 bin kişi taşıma kapasitesine ulaşıldığını da sözlerine ekledi.  Bir ulaşım türünü seçerken; kapasite, maliyet, hız, konfor, çevresel etkiler, erişilebilirlik, güzergah esnekliği, kapasite esnekliği, trafikten etkilenmeme, alan ihtiyacı gibi kriterlere bakıp bir seçim yapılmalıdır. Bunların içlerinde en önemlileri ise: kapasite ve maliyettir. Bir şeritte kaç yolcu taşınabildiğinin ihtiyacı belirleme noktasında önemine değinen Öncü” Ankara’da bulunan Ankaray saatte 23 bin kişi taşıma kapasitesinde ancak şu an saatte yalnızca 7-8 bin kişi taşımaktadır. Kapasitesinin üçte birini taşıyor. Türkiye’de milyonlarca lira ödenen paralarla inşa edilmiş olan raylı sistemler sadece otobüs kapasitesinde çalışıyorlar.

Son olarak Malatya’da yapmış olduğu çalışmalara değinen Öncü,” Malatya’da biz altı ay süren bir çalışma yaptık, kısa ve orta dönemli önlemlerin geliştirilmesine yönelik bir çalışmaydı. Önerilerimiz arasında kent merkezi ile çevre ile çok yakın ilişkileri olan Malatya kent merkezini çevre yerleşimlerin araçlarının baskısından kurtarmak için iki tane iki uçta doğu ve batı (Maşti ve doğu garajında) terminali önerildi ve bunlar arasında yoğun hizmet sunan bir koridor oluşturulması ve bunu ileride organize sanayi bölgesine uzatılması önerildi. Üniversite ile OSB arasındaki bu koridorun öncelikle kademeli olarak küçük ve parçalı yaptırımlarla talep artışına paralel olarak kapasitesinin geliştirilmesi gerektiğini önerdik.  Burada öncelikle ilk aşamada kavşaklarda otobüs önceliği ile başlamak, sonra otobüs şeridine dönüştürmek, ardından otobüs yoluna ve nihayet metrobüse dönüştürmek şeklinde kademeli olarak geçişi ön görmüştük.  Merkez alanın dolaşım şemasını geliştirmiş, park yerleri ile araçların girişinin azaltılması ve yaya bölgelerini önermiştik. Ancak kent merkezine yönelik öneriler uygulanmadan merkeze fazla bir katkısı olmayacak ve önemli yatırım gerektirecek “Trambüs” diye bir şeyin uygulandığını görüyoruz. Trambüs diye aslında teknolojide bir tanım yok, o bizim ülkedeki bir kaç belediyenin önerdiği bir söz. Yıllar önce kentlerimizde vazgeçilmiş bir teknoloji olan “Troleybüs” demeye çekinen, vatandaşına ben “Troleybüs” alıyorum demekten çekinen yerel yönetimlerin “Tramvay ama bu aslında otobüs” demesinin kulağa daha hoş gelen biçimi” şeklinde konuştu. “Kelime anlamı açısından Tram: raylı demek, Trambüs: raylı otobüs. Aslında burada bir ray yok yani tram yok, sadece kablolu otobüs, yani troleybüs var” diyen Öncü, “Trafoları, direkleri, kabloları olan bu sistem beraberinde büyük yatırım ve işletme/bakım maliyeti getirecektir” dedi . Bu tarz kablolu ve direkli sistemlerin eski teknoloji olduğunu savunan Öncü, alternatif olarak yeni teknolojileri önerdi. Bunlar arasında gece üç-dört saat şarj olup gündüz durmaksızın çalışan e-otobüsleri işaret etti. Bu sistemlerin yakında İstanbul’da uygulamaya geçeceğini de sözlerine ekledi. “Gelecek için böyle teknolojiler varken, bir ölçüde geliştirilmeye çalışılsa bile bundan 100-150 sene önceki  bir teknolojiye (troleybüse) geri dönülmesi doğru bir karar değildir” diyen Öncü son söz olarak “Ulaşım yatırımları talep özelliklerinden dolayı çok verimsiz yatırımlar olduğundan maliyetler ve ihtiyaçlar çok iyi hesaplanmalı, kaynaklar akıllıca tüketilmelidir. “Şehrimize yakışır!” yaklaşımı bırakılmalı, satıcı firmaların sunuşlarına göre karar verilmemelidir” dedi.

Dinleyiciler arasında yer alan Trafikten Sorumlu Ankara İl Emiyet Müdür Yrd. Murat Şahin kürsüye davet edildi. Ankara şehir içi trafiğinde karşılaştığı sorunlara değinen Şahin,” Ankara’da maalesef şu anda kayıtlı, tescilli araç sayımız 900 bini geçmiş durumdadır. Bunun yüzde 79’unu otomobil sınıfı oluşturmaktadır. Bu durumun; herkesin kapımın önünde arabam olsun mantığını atamadığını, Ankara’da toplu ulaşım sisteminin henüz istenilen düzeye erişememesinden kaynaklı sorun olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.  Üniversite öğrencilerinin bireysel araç kullanım oranın arttığına dikkat çeken Şahin, ”Özel üniversitelerin artıyor olması ve Ankara’daki öğrenci sayısının ciddi derecede gelişim göstermesi, yeni yeni kampüs alanlarının kurul görüşleri alınmadan sadece arazi beğenerek yapılması: trafiği olumsuz yönde etkileyen sorunlar arasındadır”dedi. Ankara için en büyük sorunun Kızılay’ın merkez olmasına değinen Şahin  bu durumun önüne geçecek çözümlere ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.  Sabahları 7:30-9:15 arasında en yoğun trafiğin yaşandığına dikkat çeken Şahin bu durumun kendilerini zorlayan istatistikler arasında yer aldığını vurguladı.

Son olarak sözü Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı öğretim üyeleri, aynı zamanda PEYZAJ 44 projesi yürütücüsü ve araştırmacıları olan Prof.Dr.Şükran Şahin, Prof.Dr. Halim Perçin ve Yrd.Doç.Dr. Ekrem Kurum aldı.  İlk olarak söz alan Prof. Perçin, Peyzaj 44 projesinin Malatya’da nasıl başladığını açıkladı.  “2006 yılında Şükran hocanın doktora öğrencisi ile gittiğimiz Malatya’da, dönemin Valisi Daşöz ve belediye başkanı ile bir araya geldik.  Çok kısa zamanda kent meydanı ve kanal boyunda peyzaj düzenlemesi projesi yaptık ve uygulandı” diyen Prof. Perçin Avrupa peyzaj sözleşmesinin getirdiği yükümlülükler çerçevesinde bir çalışma yapmak üzere yola çıktıklarını sözlerine ekledi. “Valilikle bu anlamda proje yapmayı düşündük, TÜBİTAK’a başvurduk” diyen Prof.Perçin daha sonra proje ortaklarının İç İşleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden oluştuğunu belirtti.  TÜBİTAK Kamu Kurumları Araştırma ve Geliştirme Projelerini Destekleme Programı (1007 programı) kapsamında 2010 yılının Haziran ayında çalışmalara başladıklarını belirten Prof.Perçin süreç içerisinde Malatya’nın gelişiminden edindiği izlenimleri  de dinleyicilere aktardı. “80 bin arazi çalışması yaptık, yaklaşık olarak 450 köy gezdik” diyen Prof.Perçin dört grup olarak 20şer günlük çalışma periyotlarında  bu çalışmaları gerçekleştirdiklerini belirtti. Projenin açıklanması konusunda sözü Peyzaj 44 projesinin yürütücüsü Prof.Dr.Şükran Şahin aldı.  Peyzaj 44 projesinin amacını açıklayan Prof.Şahin,” Malatya İli pilot alan olmak üzere ve bilgi sistemleri teknolojilerinden yararlanılarak doğal ve kültürel peyzaj özelliklerinin belirlenmesi, buna göre peyzaj karakter analizinin ve değerlendirmesinin gerçekleştirilmesi ile rekreasyon/turizm açısından gelişim stratejilerinin üretilmesine ilişkin bir çalışma gerçekleştirilecektir” dedi.   Malatya’nın ekolojik yönden çok zengin olduğunu dile getiren Prof. Şahin, “Malatya adeta Türkiye’nin küçük bir kopyasıdır” dedi. Peyzaj 44 projesinin internet tabanlı uygulamasından bahsetmek üzere sözü projenin araştırmacılarından Yrd.Doç.Dr.Ekrem Kurum aldı.  PEYZAJ-44 interaktif web sayfası hakkında bilgi veren Dr.Kurum, “Malatya İli Peyzaj Karakter Analizi ve Değerlendirmesi çalışmalarının sunulduğu ve mekânsal sorgulamanın yapılabildiği bir ortamdır. Geçici olarak www.verikure.com/pbs/peyzaj44 sayfasından sunulmaktadır. Kısa süre içerisinde T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sunulacaktır” dedi. Hedeflerinin bu projenin tüm illere yayılması olduğunu belirten Dr.Kurum ilgili bakanlıkların bununla ilgili düzenlemeler yapmasını beklediklerini söyledi. Turizm konusunda, tarım ve hayvancılık konularında gerekli tüm bilgilerin yetkili birimlerden alındığını ve sisteme işlendiğini belirten Dr.Kurum bu projenin sağlıklı bir şekilde çalışmasının ancak güncellemelerle olacağını vurguladı.

PEYZAJ 44 projesi sunumunun ardından konuklar arasında yer alan TÜBİTAK Kamu Araştırmaları Destek Grubu Yürütme Komitesi Sekreteri Mustafa Ay kürsüye davet edildi. Peyzaj 44 projesinde bu aşamadan sonra neler yapılması gerektiğine değinen Ay,” Biz TÜBİTAK olarak projenin prosedür kısmını henüz bitiremedik, bunun sebebi ise öncelikle bu projenin Malatya boyutunda yaşatılması, bir de ülke genelinde diğer illerimizde bakanlıklar nezdinde uygulanması şartı var. Uygulama aşamasında bakanlıkları zorlayacağız, ilgili planlamalara koymalarını isteyeceğiz” dedi. Ay, bu projede elde edilen bilgilerin gerek Malatya Belediyesi tarafından gerekse Malatya Valiliği tarafından sistematik bir şekilde kullanılması gerektiğini savundu.

Panel’in son kısımı olan soru-cevap bölümünde konuşmacılar kendilerine yöneltilen sorulara cevap verdiler.  Peyzaj 44 projesinin uygulamaları hakkındaki sorulara cevap veren Yrd. Doç.Dr.Ekrem Kurum kurmuş oldukları sistemin valilik, belediye ve özel idare çalışanları tarafından rahatlıkla kullanılabilmesi ile bilgilerin güncel tutulabilmesinin önemine dikkat çekti.

Ulaşım planlamaları konusunda yapılan planların uygulanabilmesi konusunda gelen soruya cevap veren Erhan Öncü, “Planları başkanlar yaptırıyor ama projeleri başkaları yönetiyor. Yöneticiler genelde büyük yatırımlı, büyük ihaleli projeler yapmak isterler” şeklinde cevap verdi. Troleybüs konusunda gelen soruya ise “Belli firmalar var, bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Troleybüs firmaları ellerinde çantalarla belediyeleri dolaşıyorlar” diyen Öncü “Ayrıca Malatya özelinde kuzey ya da güney çevre yolu açılmadan Trambüs ya da Troleybüs tarzı bir ulaşım sistemi getirmek şehir trafiğini kitler”diyerek cevapladı. Ayrıca Öncü,“Projelere karar verenler hangi yatırımın önce hangisinin sonra yapılması gerektiğinin farkında değiller. Genellikle başkanları yönlendiren üç, dört kişilik gruplar vardır. Bu kişiler yurt dışında gördüğü sistemleri buralara taşımak istiyorlar” dedi.

Panelin kapanış konuşmasını yapan ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çelik, Sektör İncelemeleri başlıklı çalışmalarımız “Savunma Sanayi” ile başladı, “Enerji ve Çevre” başlığında devam etti. Bugün ise “Sektör İncelemeleri: Şehircilik ve Kent Mimarisi başlıklı çalışmalarımızın son oturumunu gerçekleştirdik. Bu çalışmaları sektördeki üyelerimizin değerli katkılarıyla hayata geçiriyoruz. “Şehircilik ve Kent Mimarisi” başlıklı çalışmaların yürütme kurulunda; Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Berdi Gökhan, ODTÜ Mimarlık mezunu Yavuz Gökhan, ODTÜ Şehir ve Bölge Planlama mezunu Seydihan Çamur ve ODTÜ Mimarlık bölümü öğrencisi Talha Torun yer almaktadır. Kendilerine katkılarından dolayı tek tek teşekkür ediyorum. Değerli konuşmacılara ve siz değerli katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca panelin gerçekleşmesindeki katkılarından dolayı PLANEVİ Şehircilik Planlama şirketi ve PLANEVİ Şehircilik Planlama şirketi sahibi Seydihan Çamur’a  teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. Ardından ODTÜLÜ Malatyalılar Derneği adına Seydihan Çamur’a, Yavuz Gökhan tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

Panelin sonunda dernek yöneticileri tarafından konuşmacılara “Sektör İncelemeleri: Şehircilik ve Kent Mimarisi” başlıklı çalışmalara sağlamış oldukları katkılardan dolayı teşekkürlerini belirten birer plaket ve Malatya kayısı hediye paketi verildi.

Konuşmacıların sunumları:

Doç.Dr.Kübra Çamur’un sunumu için tıklayınız.

Erhan Öncü’nün sunumu için tıklayınız (power point)

Peyzaj 44 sunumu için tıklayınız.

Peyzaj 44 hakkında genel bilgi için tıklayınız.

Konuşmacıların öz geçmişleri:

Doç.Dr.Kübra Cihangir Çamur’un öz geçmişi için Doç. Dr.Kübra Cihangir Çamur

Erhan Öncü’nün öz geçmişi için Ulaşım Plancısı Erhan Öncü

Peyzaj 44 projesi akademisyenlerinin öz geçmişleri için Prof.Dr.Şükran Şahin, Prof.Dr.Halim Perçin, Yrd.Doç.Dr.Ekrem Kurum

Reklamlar
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: